
“Beş yaş insanın en olgun
çağıdır, sonra çürüme başlar.”
Alper Cangüz, Oğullar
ve Rencide Ruhlar
Alper Canıgüz’le tanışmam internette tesadüfen tanıdığım, edebiyat
sayesinde aramızda bir ünsiyetin peyda olduğu (çok şükür), şu anda da en yakın
dostlarımdan biri, B.A. sayesindeydi. Önce “Tatlı Rüyalar” kitabıyla bir bağ
kurduk Canıgüz’le aramızda. Ardından “Oğullar ve Rencide Ruhlar” ile birlikte
bu bağ daha da kuvvetlendi. “Gizliajans” kitabıyla muhabbetimiz yıkılmaz bir
zeminde hazırdı artık. Canıgüz, kütüphanemin baş köşesinde en sevdiklerimle
birlikte, ara ara bir sayfası çekilip okunacak yazarlardan biriydi benim için.
Son kitabı olan “Alper Kamu Cehennem Çiçeği”ni dört gözle beklememe rağmen
gündelik telaşelerden kaçırmışım bu kutlu günü. Benim kendisine olan
hayranlığımı bilen bir başka arkadaşım Z.Y. kitabın çıktığını söyler söylemez
soluğu en yakın kitabevinde aldım.
Bilenler bilir,
bir kitabı aldığım ilk an okumaya başlayamam ben. Önce o kitabı yüzünden tanır,
hasbihal ederim. Arka kapağını, kapak resmini, ithafını, önsözünü, baskı
detaylarını incelerim. Anlatıya başlamadan önce kendi anlatımı yaratır, kitapla
aramda kutsal bir bağ kurmaya çalışırım bir bakıma. Çünkü kitapların ruhu
olduğuna inanırım ben. Alper Kamu’da bu ritüelin dışına çıktım, zira uzun
zamandır dört gözle yayınlanmasını beklediğim bir kitaptı. Alır almaz ilk
sayfasını çevirdim, başladım Sevgili Alper ile yine soluk soluğa bir maceraya.
Alper Kamu, bu polisiye anlatıda, aslında kişinin kendini idrak
edebilmesinden itibaren birey olarak sorguladığı birtakım kavramları irdeleyen
bir “çocuk” karakter. "Oğullar ve Rencide Ruhlar"ı okuyanlar bilir, sadece beş yaşında. Buradan bakıldığında kitap
ontolojik bir söylem zemininde hazırlanmış da bir cinayet hikâyesi ile üzerine
çerçeve bir metin eklenmiş gibi. Anlatıda “ben” kavramına karşı ciddi
aforizmalar yer alıyor. Baş köşede yer alan bu “benlik” kavramının etrafı ise
aşk, iyi ya da kötü insan olmak, aile vb. kavramlarla genişliyor.
Ben’le derdimiz
ne?
“'Hayatı
anlıyorum,’ dedim. ‘Sadece kabullenemiyorum.’” (Sf. 165) diyor anlatıcı beş
yaşındaki dedektifimiz Hatice Abla’sı ile arasında geçen bir diyalogda. Kendine
karşı olan savaşında acziyetini anladığını söylüyor çünkü. Bizim de yaptığımız
gibi, sorumluluğu hayata yükleyerek.
“‘Hepsi
hayatının bir döneminde her şeyi geride bırakıp başka bir yerlere gitmiş,
biliyor musun?’ diye durdurdum onu. ‘Tolstoy hariç. O da içten içe hep çekip
gitmek istiyormuş ama bir türlü cesaretini toplayamıyormuş. Nihayet seksen
küsur yaşında, tamamdır artık, gün bugündür diyerek pılını pırtısını toplamış
ve gitmiş tren istasyonuna. Sonra tren gelmiş ama o hiç yerinden kıpırdamamış…’
‘Niye? Son dakikada vaz
mı geçmiş yine?’
‘Hayır,’ dedim. ‘Treni
beklerken ölmüş.’” (Sf. 173-174)
“Dizlerimin
üstüne çöküp sudaki aksime bakıyorum. Bu yüz, benim yüzüm. Bu gözler, benim
gözlerim. Ellerim, benim ellerim… Hep kendim kalacağımı idrak ediyorum o zaman.
Tanrım, bu nasıl bir lanet? Derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek
bir işe yaramaz. Kendime mahkumum. Ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. Ben
cehennemde değilim, cehennem benim içimde.” (Sf.
73)
Yine devam ediyor
aslında beş yaşında polis teşkilatına, kendinden yaşça büyük (zekaca küçük)
insanlara kafa tutan velet acziyetini kutsamaya. Bir ömür kendine müebbet bir
hapis. Sonra da herkesin bir zaman gelip de kendinden gitmesi gerektiğinden dem
vuruyor babasına karşı. Neredeyse Hobbes
gibi insanın özünde kötü olduğundan (Karakterin beş yaşında bir çocuk olması
hipotezi doğruluyor aslında.), çevresine sürekli kötülük ettiğinden bahsediyor
kitap boyunca.
“İnsanın gerçekten kötü
birine dönüştüğü anın, artık kötü birine dönüştüğünü kabullendiği an olduğu
kanaatine vardım.” (Sf. 213)
“…sadece katilin kim
olduğunu değil, içten içe ondan daha iyi olmadığımızı da biliyorduk. Ve bu
gerçeği kabullenmektense, katille gizli bir suç ortaklığına girip ruhumuzla
vedalaşmayı tercih etmekteydik.” (Sf. 214)
İntihar eğilimli,
büyümüş de küçülmüş Kamu, ne yaparsak yapalım seçme özgürlüğü diye bir şeyin
olmadığından, her seçimin bir diğerinden daha iyi sonuçlar getirmediğinden
bahsediyor:
Son kitabı olan “Alper Kamu Cehennem Çiçeği”ni dört gözle beklememe rağmen gündelik telaşelerden kaçırmışım bu kutlu günü. Benim kendisine olan hayranlığımı bilen bir başka arkadaşım Z.Y. kitabın çıktığını söyler söylemez soluğu en yakın kitabevinde aldım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder